24 Temmuz 2015 Cuma

Kağıttan Kentler | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bildiğiniz üzere Paper Town bugün gösterime giriyor ve filmi epeydir bekleyen biri olarak haliyle çok heyecanlıyım. Kitabı geçen yıl okuduğumdan kafamda bazı boşluklar vardı. O yüzden baştan okuyup hatırlamak istedim. Zaten her zaman söylediğim gibi John Green ne yazsa okurum dediğim bir yazar.Gece itibariyle kitap bitti ve özellikle yolculuk kısımlarındaki diyaloglara kahkahalarla güldüm. Konusuna değinirsem; Quentin tüm hayatını Margo'yu uzaktan severek geçirmiştir ve bir gün Margo ninja kıyafetleriyle odasının camında belirir. Gece boyunca ortalığı birbirine katarlar. Bunun üzerine Quentin her şeyin artık daha farklı olacağını düşünür ancak ertesi gün Margo'nun kaybolduğunu öğrenir. Margo'nun bıraktığı ipuçlarını izleyerek onu aramaya başlar.






''Bu bana hep çok saçma geldi, insanların güzel olduğu için birinin etrafında olmak istemeleri yani. Kahvaltılık gevreğini tadı yerine rengine dayanarak seçmen gibi.''



 Kitabı genel olarak çok seviyorum ancak son kısımda olan olay, ilk okuduğumda beni çileden çıkarmıştı. Margo'yu bir kaşık suda boğmak istemiştim. Ancak şimdi bir daha okuyunca kitabın sonunun çok makul olduğunu görüyorum. 


''Sonsuza dek, şimdilerden oluşur.''


John Green kitapları genelde ucu açık bitiyor. Aynı hayat gibi. Yazar okuyucuya , hayattan karakterler sunuyor. Oluşturduğu karakterler asla mükkemmel değil. Ne çok yakışıklı veya güzeller, ne de çok zekiler. Kendilerine göre değerleri ve kusurları var ve işte ben de yazarda tam olarak bunu seviyorum. Bence kitapları mutlu sonla bitseydi veya her şey dörtdörtlük kafamızdaki gibi olsaydı kitaplar etkileyiciliğini yitirirdi diye düşünüyorum. Bugün bilet sırasında izdaham yaşanacağını düşünüyorum. Aynı Yıldızın Altında tecrübeme dayanarak. Film yorumumsa muhtemelen akşama doğru gelir. Tabii üşengeçliğim tutmazsa. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler. :)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder