18 Haziran 2015 Perşembe

Kaplan Laneti Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bu harika kitap az önce bitti ve şu an kendimi boşlukta , kaybolmuş , bi başına , boynu bükük hissediyorum. O kadar harikaydı ki..
Daha önce böyle bir kurguyu hiç okumamıştım. Ayrıca hikayemiz Hindistan'da geçiyor ve Hindistan kültüründen de parçalar vardı. Çok güzel ve ilgi çekiciydi. 
Konusuna değinirsem ;
Kelsey Hayes'ın annesi ve babası o daha çocukken ölmüştür ve koruyucu ailesiyle yaşamaktadır. 18 yaşına basmak üzeredir ve iş aramaya başlar. Bir sirkte iş bulur. Burada gösterilerde kullanılan bir kaplan görür. Bu kaplandandan çok etkilenir yani kaplan çok zekidir ve gözlerine baktığında derinlerde birini görür. Bu kaplanla yakından ilgilenmeye başlar. Ondan korkmaz , aksine yanında kendini güvende hisseder. Bir gün bu kaplan Hintli bir adama satılır. Kelsey bu duruma çok üzülür çünkü kaplana alışmıştır. Adam Kelsey'e bir iş teklifinde bulunur. Onunla Hindistan'a gelip kaplanla ilgilenmesini ister. Kelsey'de kabul eder. Hindistan'a vardıklarında onları götüren araç Kelsey ve kaplanı yol üzerinde bırakır ve umulmadık şeyler olur. Kaplanımız aslında bir kaplan değildir. 350 yıl önce lanetlenmiş yakışıklı bir prenstir. Kelsey başta şok geçirir ancak sonra durumu kolayca kabullenir. Zaten kaplanda garip , tarif edemediği bir şeyler olduğunu öncesinden sezmiştir. Prens Dhiren ve kardeşi Kishan beraber lanetlenmişlerdir. 24 saatin sadece 24 dakikasında insan formunda kalabilmektedirler. Bu lanetin sebebiyse Kishan'ın kardeşine olan ihanetidir. 
Bu lanetin kalkması için Kelsey'e ihtiyaçları vardır. Birtakım görevleri yerine getirmelilerdir. Bu süreç boyunca onlara Bay Kadam ( kaplanı yani Ren'i satın alan adam ) yardımcı olmaktadır. Ancak lanetin kalkmasına engel olmak isteyen kara büyücüye dikkat etmelilerdir. Bir de aralarındaki çekim işleri kolaylaştırmamaktadır.
Kitabı , karakterleri , kurguyu , kapağı ,  her şeyi çok sevdim. Yalnız çeviride problem vardı. Yani bazı cümlelerde anlatım bozukluğu vardı ve anlayamadım ama diğer cümlelerle bağdaştırınca sorun olmadı benim için. Sanırım Ren'e aşık oldum. Yani nasıl tarif etsem bilemedim ama her şeyiyle tam bir prensti. 
Gerçek anlamda Prens Dhiren'e aşık oldum. -,-
Son kısımlarda Kelsey'in davranışlarına gıcık olmamı saymazsak onu da sevdim. Tamam Kelsey'i de anlıyorum. Tamam o durumda bende öyle davranırdım ama biraz abarttı o da hani. Neyse sakinim. Daha fazla derine inersem spoiler vermekten korkuyorum 
çünkü. -,-
Kitap olmadık yerde bitti ki sanırsam devam kitapları da varmış. Devam kitaplarının çevrilmesini dört gözle bekliyorum. Bence hiç zaman kaybetmeden bu harika kitabı bir an evvel temin edin , Kelsey ve Ren'le maceraya çıkmaya hazır olun. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler. :)

ALINTILAR

“ 1657 ’de doğdum .”
“Anladım ” dedim. Galiba olgun erkeklerden hoşlanıyorum.


'' Ünlü bir varyete sanatçısı olan Mae West bir defasında, ' Bir erkeğin öpücüğü imzasıdır,' demişti. Sırıttım. Bu doğruysa Ren’in imzası öpücüklerin John Hancock ’ uydu.''



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder