6 Haziran 2015 Cumartesi

Beni Seç | Kitap Yorumu


Bu muhteşem kapaklı kitabımızı an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Şunu söylemem gerekli ki kitabımız tür olarak distopyaya girse de öyle sert bir şeyler sakın ola beklemeyin derim. Açlık Oyunları'yla aynı kefeye koyanları bile görmüştüm ki şu an sadece dehşete düşmüş bir şekilde şaşıyorum. Kitabın kötü olmasından değil ki aksine çok akıcı ve okurken eğlendiğim bir kitap oldu. Seriye de mutlaka devam edeceğim ki kitapları da zaten elimde mevcut. 


Sadece kurgu itibariyle diğer distopik kitapların aksine sert değildi. Konusuna değinirsem eğer,
 İlea ülkesinde bir kast sistemi var. Herkes bu sistemde hep bir basamak üste çıkmak için yarışıyor. Bir gün ülkenin prensinin , kendine bir eş seçmesi üzerine saraya 35 seçilmiş kız yerleştirileceği duyurulur. Bunlar arasında America da vardır. America 5. basamaktan bir kızdır. Bu arada 8 basamak var. America tanımadığı bir adamla , ki bu prens oluyor , evlenmeyi aklına bile getirmemektedir ayrıca onun gönlünde başkası vardır. Aspen. Ama o konuya birazdan değineceğim. Ayrıca katılan onca kız arasında seçileceğini bile düşünmez ama annesinin baskısı ve Aspen'in ricasıyla elemelere katılır. İşe bakın ki seçilir ve olanlar olur. Daha fazla ileriye gitmiyorum kendiniz okuyun.
Peki kim bu Aspen? Aspen, 6. basamaktan biri ve America'nın aile dostlarının en büyük oğlu. Bu arada bu basamakların her birinin özel bir işi var. Bunları yasalar oluşturuyor. Mesela 5. basamaktakinler sanatçı yani America ve ailesi sanatla geçimini sağlıyor. 6. basamaksa hizmetliler yani temizlik işleriyle geçiniyorlar. Basamaklar düştükçe insanlar daha da yoksullaşıyor. Aspen ve America birbirlerini seviyorlar ancak gizlice buluşmak zorundalar çünkü onlar farklı dünyaların insanları diyerek nostalji yapıyorum. Yani aralarında sınıf farklılığı olduğundan beraber olmaları hoş karşılanmaz. Gerçi America bunu pek umursamıyor ama Aspen içten içe umursuyor. 


Bir de prensimiz var. America , prensin kasıntı bir tip olduğunu düşünüyor ki televizyon ekranında göründüğü üzere de haksız sayılmaz ama prens Maxon gördüğüm en sempatik prens. (Hiç prens görmemem ayrı konu tabi ama bu Prens Maxon'un içtenliğini değiştirmez. -,- ) Sarayda kızlar arasındaki rekabet de çok eğlenceliydi. Kitap kendini cidden okutturuyor. Mesela uyku açmada bire bir. Bazı bölümlerde çığlık attığımı bile hatırlıyorum ama bu konuyu geçelim.
Son kısımlarda America'ya biraz sinir olmadım da değil şimdi ama en son bölümde toparladı. O yüzden 1 puanımı kırıyorum sanırım yoksa tam puan vermeyi bile düşünmüştüm. 
Buna karşın yine de kesinlikle önerebileceğim eğlenceli bir kitap. Serinin kapaklarına resmen aşığım zaten. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder