29 Nisan 2015 Çarşamba

Yazarlar #3 | John Green


Belki artık biraz klişe kaçacak ama ben bu adam ne yazsa okurum. Mizacını çok seviyorum. Ben de sanırım bir çoğunuz gibi Aynı Yıldızın Altında'yla tanıdım bu harika insanı ve sonrasında diğer kitaplarına kaptırdım gittim kendimi. (İlk Aşk'ı okumadığım gerçeği de var bir de.) Neyse, 24 Ağustos 1977 doğumlu olan John Green yazarlık kariyerine Alaska’nın Peşinde romanı ile hızlı bir giriş yaptı. Ardından bir çok romana imza atan ünlü yazar ilk kitabının başarısını bir türlü yakalayamadı. 2012 yılında yayınladığı Aynı Yıldızın Altında romanı ile ise kariyerinin en büyük çıkışını yaptı. 2014 yılında beyaz perdeye uyarlanan roman uzun süre en çok satanlar listesindeki yerini korudu. 


Ancak benim favori romanım Aynı Yıldızın Altında değil. Açıkçası ben Alaska'nın Peşinde'yi daha fazla seviyorum ve o kitabın hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Akıcı ve komik bir kitap. Ayrıca kapağı da çok güzel. Tek kusuru Pegasus'un uçuk fiyatları. -,- Neyse bu konuya değinmeyeceğim çünkü bir kere ağzımı açarsam susmam, susamam.


Aynı zamanda blog yazarlığı ve eğitici video yapan John Green 2014 yılında Time magazin tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri olarak gösterildi. Ayrıca David Levithan'la beraber yazdığı Tek İsim Tek Kader kitabı da yakın zamanda çıktı bilginize.



Alıntılar 

"Bu bana hep çok saçma geldi, insanların güzel olduğu için birinin etrafında olmak istemeleri yani. kahvaltılık gevreğini tadı yerine rengine dayanarak seçmen gibi."

''Kağıttan bir kent... Kağıttan evlerinde yaşayan bütün bu kağıttan insanlar, kendilerini ısıtmak için geleceği yakıyorlar. Bütün kağıttan çocuklar, bir serserinin kağıttan bir büfeden onlar için aldığı birayı içiyor. Herkes bir şeylere sahip olma çılgınlığıyla kendini kaybetmiş. Bütün bu şeyler kağıt inceliğinde ve kağıt kırılganlığında. Ve bütün insanlar da.''



 Alıntılar

``Kaybetmekten ve yıkılmaktan korkuyorlar. Ama parçalarımızın toplamından daha büyük olan parçamız başlayamaz ve bitemez ve bu yüzden yıkılamaz.``

``Hepimiz gideceğiz`` demişti McKinley karısına ve kesinlikle gidecektik. İşte acılar labirenti. Hepimiz gideceğiz. Bu labirentten kendi çıkış yolunu bul.''

``insanlar yağmur olsaydı, ben serpinti olurdum, o ise kasırga. ``




 Alıntılar

''Belki  'peki' bizim 'sonsuza dek'imiz olur.''

"Ama Gus , sevgilim , kendi küçük sonsuzumuz için sana ne kadar teşekkür etsem az . Yaşadıklarımızı hiçbir şeye değişmem . Sayılı günler içinde bana bir sonsuzluk verdin ve bunun için sana müteşekkirim."

''Adım Hazel. Augustus Waters hayatımın yıldızı düşkün aşkıydı. Bizimki destansı bir aşk hikayesiydi ve bu konuda gözyaşlarına boğulmadan bir cümle dahi kurmam mümkün değil.''
"Nostalji kanserin yan etkisi," dedim.

"Hayır,nostalji ölmenin yan etkisi," diye karşılık verdi .Tepemizde rüzgar esiyor ve dalların gölgeleri tenimizde yer değiştiriyordu . Gus elimi sıktı . "Hayat güzel , Hazel Grace."


Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder